Burç ilmi, bugün daha çok astroloji adıyla bilinir. Akademik yaklaşımda, kişinin doğduğu andaki gezegen konumlarıyla karakter özellikleri arasında kurulan bağı inceleyen bir araştırma sahası olarak tarif edilir. Dinî gelenekte ise ilâhî düzenin nasıl işlediğine, varlığın oluş düzenine ve sistemine dikkat çeken bir ilim olarak anılır.
Klasik anlayışın özü şudur: Kâinat ve insan aynı özden gelen yaratılışın iki ayrı ifadesi olduğuna göre, ikisi de benzer bir ahenkle hareket eder; insanın yeryüzündeki hâli de göklerdekinin bir yansıması gibidir. Birkaç gün ve gece gökyüzünü seyreden kimse, bazı gök cisimlerinin yer değiştirdiğini fark eder. Bunların başında her gün doğup batan Güneş ile Ay gelir. Onların yanında, küçük birer yıldız gibi görünen Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn de hareket hâlindedir. Hareket eden bunlar olduğuna göre, insanın hâlleriyle ilişkilendirilen de öncelikle bunlardır.
Güneş, Ay ve gezegenler yörüngelerinde dolaşırken, gökyüzünü on iki eşit parçaya ayıran sabit takımyıldızların, yani on iki burcun sahasından geçer. Bu anlatıma göre bazı burçlarda temsil ettikleri enerji güçlenir, bazılarında ise zayıflar. Gezegenler burçları dolaştıkça, kişi de doğum anındaki yapısına göre bu tesirleri farklı biçimlerde yaşar ve davranışlarına yansıtır.
Her gezegen kozmik enerjiyi kendine has bir biçimde yansıtır; bu yüzden her biri belirli dürtüleri, huyları ve ihtiyaçları, kısacası karakterin bir yönünü temsil eder. Bunların en güçlüsü, doğum gününüzde Güneş'in bulunduğu burçtur; buna öz burç denir. Böylece kişi, örneğin bir Oğlak ya da Kova burcu insanı olur. Doğum anında doğu ufkundan yükselen burç ise "yükselen burç" adını alır ve daha çok dışa yansıyan yeteneklerde gözlemlenir. Diğer gezegenlerin konumu da kişinin karakterinde kendi payına düşen tesiri gösterir.
İlmin Sırlarına Dair İki Rivayet
Gazâlî Hazretleri'nin İhyâu Ulûmi'd-Dîn adlı eserinde, sahâbenin âlimlerinden İbn Abbas'ın (r.a.) şöyle dediği nakledilir:
"O Allah ki yedi semâ yaratmış, arz'dan da onların bir mislini; aralarından emir inip duruyor!.." (Talâk 12) âyet-i celîlesinin tefsirini yapacak olsam, beni taşa tutardınız.
Bir başka nakilde ise "Beni tekfir ederdiniz!.." dediği kaydedilir.
Aynı yerde, Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.) yakınında bulunanlardan Ebû Hüreyre'nin (r.a.) şu sözü yer alır:
"Resûlullah efendimizden iki kap ilim aldım, birini dağıttım. Eğer diğerinin ağzını açsam, bu kelleyi uçururdunuz!.."
Sahâbenin önde gelen âlimlerinden sayılan bu zatların, anlamayanlar tarafından tekfir edilmeye, hatta canlarına kastedilmeye yol açacağını söyledikleri sırların ne olduğu, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir sorudur.
Burç İlminin Tarihi
Burçlar ilmi, yani bugünkü adıyla astroloji, ilk defa ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
Bildirildiğine göre ilk peygamber Hz. Âdem'den son peygamber Hz. Muhammed'e (s.a.v.) kadar 124.000 peygamber gelmiştir. Allah, insanlara doğru yolu göstermeleri ve kendi birliğini bildirmeleri için gönderdiği peygamberlerin her birine farklı konularda ilim hazineleri vermiş; böylece her ilmin başlangıcında rehberlik edecek bilgi kaynakları oluşmuştur.
Çok okuyan, kalemi bulan ve kalemle yazı yazan ilk peygamber olan Hz. İdris'e (a.s.) burçlar ilmi verilmiş, o da bu ilmi genişletmiştir. Dinî kaynaklarda, yeri, göğü, aradaki düzeni ve bu düzeni yaratan Mutlak Varlık'ı yakînen bilen Hz. İdris'in, Allah'ın izni ve kudretiyle göğe yükseltildiği, dördüncü kat semânın kendisine mekân kılındığı ve diğer semâ katlarında da dolaşabildiği bildirilir.
Hz. İdris, aldığı vahye dayanarak burçların ve yıldızların insanlar ve yeryüzündeki bütün varlıklar üzerindeki tesirini, devrinin idrakine uygun bir dille anlatmıştır. Başka bir ifadeyle, Allah'ın yarattığı düzendeki işleyişi, yani burçlar ve yıldızlar sistemini açıklamış; bunların Allah'ın ilmi ve kudretiyle âlemdeki ilâhî tasarrufa vesile kılındığı sırrına işaret etmiştir. O devrin insanlarının bu anlatılanları ne kadar kavrayabildiği ise bilinmez.
Kısacası yıldız ilmi ya da burçlar ilmi, Hz. İdris'in mucizesi olarak bilinir. Daha sonra Babilliler bu ilmi ellerindeki veriler ışığında düzenleyip genişletmiş, oradan bütün insanlığa yayılmış ve her devirde insanların ilgisini çeken bir konu olmuştur.
Yıldızlara Tapınmadan Tevhide
Zamanla edinilen tecrübeler ve yaşanan olaylar, insanlara gök cisimlerinin hayat üzerindeki tesirini gözlemleme imkânı verdi. Ne var ki bu gözlem bazılarını, her oluşun ardında yıldızlar bulunduğuna göre yıldızların ilah olduğu yanılgısına sürükledi. Böylece başta Güneş olmak üzere Ay'a ve çeşitli yıldızlara tapınma devri başladı.
Oysa yıldızların yaydığı tesirler, Allah'ın takdirinin ve kudretinin tecellisinden başka bir şey değildir. Bu sapma yüzünden asıl amaç unutuldu ve astroloji, hak etmediği bir noktaya indirildi.
Başta Hz. İbrahim olmak üzere bütün peygamberler, yıldızların ilah olmadığını; kâinatı ve içindeki her şeyi yaratanın Mutlak Varlık olan Allah olduğunu sürekli anlattılar. Yıldızları özellikleriyle birlikte yaratan ve onlar üzerinde tek söz sahibi olanın Allah olduğu gerçeğini insanlara idrak ettirmeye çalıştılar.
Pek çok İslâm düşünürü de yıldızlar konusunu inceleyerek burçların ve yıldızların varlık düzenindeki yerini eserlerinde anlatmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de yıldızlarla ilgili altmış küsur âyet bulunduğunu ve el-Bürûc sûresinde anlatılanları da ayrıca düşünmek gerekir.
O devrin şartlarında bu inceliği insanların çoğunluğuna anlatmak mümkün olmadığından, yıldızların tesirini fark edip onları ilah edinmelerinin önüne geçmek için din adamları astroloji ilminin kapısını kapatma yolunu seçtiler. Bu gerekçe zamanla "din ile astroloji bir arada ele alınırsa günah olur" gibi bir düşünceye dönüştü. Hâlbuki hakikat ehli zatlar her devirde yıldız ilminden bahsetmişlerdir.
Burç İlminin Ana Hatları
Burç ilmi, semânın katlarını şöyle ifade eder:
- 1. kat semâda Ay: duygular ve tabiat
- 2. kat semâda Merkür: fikir ve zekâ
- 3. kat semâda Venüs: hayal ve fikirleri şekillendirme
- 4. kat semâda Güneş: idrak ve benlik
- 5. kat semâda Mars: vehim
- 6. kat semâda Jüpiter: himmet ve rızık
- 7. kat semâda Satürn: akıl (maddeye dönük akıl)
- 7. kat semâda Şiron: iman nuru ve himmet
- 7. kat semâda Uranüs: yüksek akıl (madde ötesine dönük)
- 7. kat semâda Neptün: yüksek hayal ve sezgi
- 7. kat semâda Plüton: ilâhî var etme ve yok etme
İç ve Dış Gezegenler
Gezegenleri iki grupta incelemek mümkündür. Birinci grup, Güneş'e yakın olan iç gezegenlerdir; boyutları küçük, yoğunlukları yüksektir: Ay, Merkür, Venüs, Mars.
İkinci grup, Güneş'ten uzak olan dış gezegenlerdir; boyutları büyük, yoğunlukları düşüktür: Jüpiter, Satürn, Neptün, Uranüs. Jüpiter bunların en büyüğüdür, Satürn ise ikinci sırada gelir; ikisinin de etrafında halkalar bulunur.
Plüton hem en küçük ve yoğunluğu çok yüksek olan, hem de Güneş'e en uzak olanıdır; aradaki mesafe 6 milyar kilometreye yakındır. Şiron ise dev bir kuyruklu yıldızdır.
Dört Unsur: Ateş, Hava, Su, Toprak
Burçların yaydığı tesirler esas olarak dört gruba ayrılır.
- Ateş grubu: Bu gruptakilerin en belirgin özelliği gururlu, kendinden emin ve dediğim dedik bir yapıda olmalarıdır. Çevrelerine yön vermek ister, hep zirveyi hedeflerler.
- Hava grubu: Değişken bir mizaçları vardır. Her konuya ilgi duyar, bir süre sonra sıkılıp başka bir konuya merak salarlar. Fedakârdırlar ve çevrelerini düşünürler.
- Su grubu: Ortak özellikleri son derece duygusal bir yapıya sahip olmalarıdır.
- Toprak grubu: Sabit fikirli, genellikle maddeye dönük ve paraya bağlı bir yapı gösterirler.
Herkesin İki Burcu Vardır
Dikkat edilmesi gereken en önemli husus, herkesin iki ana burcu olmasıdır:
- Ana ya da iç burç
- Yükselen ya da dış burç
Karşımızdaki kişide çoğunlukla dış burcundan, yani yükselen burcundan gelen özellikleri görürüz; insan da büyük ölçüde dış burcunun getirdiği özellikler doğrultusunda yaşar. Çoğu insanda iç burç ile dış burç farklıdır. Bu yüzden yalnız iç burcun özelliklerini bilen kimse, bunları o kişide pek göremez. İnsanların burçlara uzaktan bakıp inanmadan geçmelerinin başlıca sebebi de yükselen burç hakkında bilgi sahibi olmamalarıdır.
Burç ilmine göre kişi 35-40 yaşlarından sonra yükselen burcunun etkisine iyice girer ve kişiliği yüzde 70-75'e varan oranlarda dış burcuna benzer. Bu sebeple bir insanı, doğduğu tarihe göre belirlenen iç burcundan çok, doğduğu saate göre belirlenen dış burcundan tanımak gerekir.
İç ve Dış Burçların Buluşması
İç Burcu Ateş Olanlar
Bir kişinin iç ve dış burçları şöyle çaprazlanabilir:
İç ateş, dış ateş: Bu kişi son derece bencil olabilir; hayatta önce kendini düşünür, dünyanın kendi etrafında dönmesini ister ve yalnız kendi menfaatinin gerektirdiği bir yaşamı tercih eder.
İç ateş, dış hava: Benzer düşüncelere sahip olsa da bu kişi daha değişken bir meşrebe sahiptir, âdetlere kolay kolay bağlı kalmaz; kendini fazla düşünmeden çevresine yararlı işler yapabilir.
İç ateş, dış su: Koç, Aslan ya da Yay gibi bir iç burca karşılık dışta Yengeç, Akrep veya Balık bulunması hâlidir. Bu kişinin hayatı sıkıntıya ve huzursuzluğa açıktır; çünkü içteki ateş yapısı, dıştaki örtücü su yapısı tarafından sürekli bastırılır. Bu tesir bazen artar, bazen geriler.
İç ateş, dış toprak: Durum yukarıdakine benzer, ancak sıkıntı ve bunalımlar daha hafiftir. Düşüncede cömert olan bu kişi, uygulamada kolay para harcayamaz. Bu anlatıma göre çevrenizdeki varlıklı kişilerin büyük çoğunluğunun dış burcu toprak grubundan Boğa veya Oğlak'tır; ya da haritalarında toprak burçlarında birkaç güçlü gezegen, veya 2. evlerinde bolluk getiren tesirler bulunur.
Burada yalnız örnek vermek istediğimiz için ayrıntılara girmiyoruz.
İç Burcu Hava Olanlar
Hava grubundan olan bir kişinin en belirgin özelliği, insanlığa yardım etmeyi ve yararlı olmayı düşünmesidir. Hayatı oldukça tarafsız bir gözle seyreder, değerlendirmeye çalışır ve hoşgörülüdür.
İç hava, dış ateş: Dışa gelen ateş, bu hava yapısına gururlu ve kendinden emin bir görüntü verir. İç burç Kova ise çok akıllı ve kendini beğenen, İkizler ise zeki ve gururlu, Terazi ise doğru bildiğini kimseden çekinmeden açıkça söyleyen bir tip ortaya çıkar. İç burcu hava olanların bir başka ortak özelliği, zaman zaman kendilerini bu dünyanın değil de başka bir dünyanın insanıymış gibi hissetmeleridir.
İç hava, dış su: Görüntü epeyce değişir; içteki özgür düşünce, dıştaki duygusal ve bağlı bir karakterle sınırlanır. Dış burç Yengeç ise evine ve ailesine bağlı, onlar için kendini adayan bir tip oluşur. Dış burç Akrep ise duygusallıktan kurtulamayan ama oldukça özgür davranabilen, iradeli ve hâkim bir tip ortaya çıkar; bu yapıyı ancak içteki İkizler kararsızlaştırabilir. Dışta Balık varsa, kişi hayatın zevklerine özgürce yönelebilir.
Hava grubu burçlar içinde akıllı olan Kova, zeki olan İkizler, sevgi dolu olan Terazi'dir. Burçlar arasında en güçlü akıl Kova insanına atfedilir.
İç hava, dış toprak: Dış burç Boğa ise yemeye, içmeye ve sohbete düşkün, kazanç hırsı fazla bir tip çıkar. Başak ise hırslı, hareketli, düzenli ve kazanca dönük araştırmalar içinde bir kişi olur; ancak para konusunda Boğa kadar talihli değildir, zaman zaman eline para geçse de ardından büyük kayıplar yaşayabilir. Oğlak ise kararlı, olgun, hoşgörülü ve yardımsever, fakat parasına çok bağlı bir tip oluşur. İç burç Kova değilse, Oğlak'ın karakteri diğer bütün burçlara baskın gelir.
İç Burcu Su Olanlar
Su grubunun genel özelliği derin bir duygusallıktır.
İç su, dış ateş: Bu duygusallık, dışa düşen ateşle birlikte çoğu zaman kontrol edilemeyen taşkın davranışlara kadar uzanır. "Meczup yapılı" denen kişilerin çok büyük kısmı iç burcu su, dış burcu ateş olanlardan çıkar. Hayatta en çok pişmanlık duyan kişiler bunlardır; duygusallıkları ve kendilerini tutamamaları yüzünden istemedikleri davranışlarda bulunur, sonra derin bir pişmanlık yaşarlar. Ama iç dünyalarında son derece merhametli ve şefkatlidirler.
İç su, dış hava: Bu birleşim en büyük hayırseverleri ortaya çıkarır. Hava grubu eli açıklık verir; buna derin bir merhamet eklenince ortaya hayırseverlik çıkar.
İç su, dış toprak: Duygusal ama kendi menfaatine dönük, son derece mütevazı; fakat menfaatine zarar gelecek olursa kaplan kesilen bir tip ortaya çıkar.
İç Burcu Toprak Olanlar
İç toprak, dış ateş: Genellikle yine taşkın bir tip ortaya çıkar; ancak su grubundaki kadar kontrolsüz değildir. Su grubundaki taşkınlığın kökeninde duygusallık, toprak grubundakinin kökeninde ise genellikle menfaat yatar.
İç toprak, dış hava: Düşüncedeki maddecilik ele kadar inmez ve "eli açık" bir görüntü oluşur; oysa bu kişi düşüncede epeyce maddecidir.
İç toprak, dış su: Merhametli, acıyan, ama yardımları küçük miktarları aşmayan tipler görülür.
İç toprak, dış toprak: Son derece mütevazı ama âdeta "varyemez" tipler görürsünüz; çoğu da varlıklıdır.
On Altı Grup, Yüz Kırk Dört Tip
Görüldüğü gibi dört iç yapı ile dört dış yapının birleşiminden on altı grup insan çıkar. Bu ayrım biraz daha inceltildiğinde, ikinci basamakta 144 ana grupla karşılaşılır ve her insan bu 144 gruptan birindedir. Örneğin iç burcu Koç, dış burcu Aslan olan kişi ateşe ateş; iç burcu Kova, dış burcu Yay olan kişi havaya ateş; iç burcu Yengeç, dış burcu Oğlak olan kişi suya toprak grubundandır. Demek ki herkesin iki ana burç grubu vardır.
Yükselen Burçlar
Üzerinde tekrar tekrar durduğumuz en önemli husus, kişinin yükselen burcudur. Çünkü bu ilme göre astrolojik tesirlerin büyük kısmı yükselen burç üzerinden yaşanır. Yükselen burcunuzu, hatta doğum anınıza göre çıkarılmış haritanızı bilmiyorsanız, olayların sizi nasıl etkilediğini anlamanız güçleşir.
Bunu anlamanın hiç mi yolu yok? Kendinizin ya da karşınızdakinin yükselen burcunu tahmin etmenin pratik bir yolu olarak, klasik anlatımda her yükselen burca atfedilen dış görünüş özelliklerini aşağıda özetliyoruz.
Yükselen Koç
Yaygın Koç tipi orta boyludur, ama uzun boylu Koçlar da vardır. Ortak özellik dolgun, etli ve kaslı bir vücuttur. Kol ve bacak kasları çok güçlüdür; bu da onları canlı ve hareketli kılar. Omuzlar geniş, kalça dardır; bacaklar bedene oranla kısadır. Kollar uzun değil ama güçlüdür; el ayası uzundur. Parmaklar dipten uca aynı kalınlıktadır, uçları küte yakın kavislidir. Çatık kaşlar, kavisli uzun burun, keskin bakışlı gözler âdeta bir koç yüzünü andırır. Kirpikler gürdür, alın açık ve hafif çıkıktır. Ten rengi erkeklerde koyu, kadınlarda biraz daha açıktır. Saçlar kalın telli, dalgalı, hatta kıvırcıktır. Yüzde bir iz bulunması olağandır.
Yükselen Boğa
Orta boylu, etli, tıknaz, hatta göbeklidir. Kol ve bacaklar kısa ve tombuldur. En tipik özelliği, başın sanki boyun yokmuş gibi bedene oturmasıdır; aslında çok kısa bir boyun vardır. Ensedeki çıkıntı da tipiktir. Yüz yuvarlak; ağız, kulaklar, burun ve dudaklar etli ve iridir. Yanakta gamze ya da tombulluk olur, çene kısadır. Yüzde masum ve sakin bir ifade vardır, ama kızdığında bu ifade çok sertleşir. Eller toplu ve etlidir, fakat çok yumuşak değildir; parmaklarda boğumlar, uçlarda hafif yuvarlaklık bulunur. Gençken çok toplu olmasa da yaş ilerledikçe kilo artar; zayıf Boğa tipine pek rastlanmaz.
Yükselen İkizler
İlk akla gelen özellikler incelik, uzunluk ve zayıflıktır. Orta boylu olsa bile zayıftır; ama bu zayıflık güçsüzlük değildir, aksine kuvvetli ve son derece çeviktir. Kilo almaya yatkın değildir. Kollar ve bacaklar uzun, vücut kemiklidir; kemikler ince ve düzgündür. Yüz erkekte iri kemikli ve belirgin köşeli, kadında ise daha zarif, ince ve üçgen biçimindedir. Burun düzgün ama uzunca, dudaklar ince, kulaklar küçük ve düzgündür; yüzde çiller görülebilir. Boyun uzundur. Eller ince ve uzun, parmaklar kürdan gibidir; eklem yerleri kemikli olduğundan parmak dipleri ince kalır. Tırnaklar ince, uzun ve sivridir. Elleri çok becerikli olur. Elleri, kolları ve ayakları sürekli hareket hâlinde olan kişiler çoğunlukla İkizler'dir; solak olanlar da genellikle bu burçtan çıkar. Yaşlandıklarında bile genç görünürler.
Yükselen Yengeç
Kısa boy hemen göze çarpar. Vücut oldukça toplu, hatlar yuvarlaktır; omuzlar hafif düşük, baş yuvarlaktır. Burnun üstünde kemik çıkıntısı bulunur ve burun öne doğru sarkmış gibi görünür; ucu genellikle sivridir. Gözler yuvarlak ve masum ifadelidir, renkli olabilir. Çenenin çok küçük olması ve altında ikinci bir çene oluşması tipik özelliktir. İç yapıda ateş grubundan bir burç varsa yanaklar kırmızı olur. Eller tombul ve küçük, parmaklar oldukça kısa, yumuşak etli ve uca doğru sivrilir; ayaklar da küçüktür. Belirgin, iri bir göğüs yapısı da Yengeç'in bilinen özelliklerindendir. Kalça fazla değildir, ama hatırı sayılır bir karın vardır. Yürüyüşü iki yana sallanır gibidir.
Yükselen Aslan
"Boylu poslu, enine boyuna, aslan gibi gösterişli" ifadesi bu burç insanını iyi tarif eder. Omuzlar geniş, kalça dardır; kemikler kalın, et yapısı serttir. Bu iri ve güçlü yapıya oranla baş küçüktür. Gür saçlar ona ayrı bir çekicilik verir. Gözler büyük ihtimalle renklidir; çenede bir çukur ya da çizgi bulunur. Hoş, yakışıklı ve çekicidir, ama aynı şeyi elleri için söylemek zordur: Tipik Aslan eli bir pençeyi andırır; kemiklidir, eklem yerleri ve el çizgileri derin ve belirgindir. El sert ve çok güçlüdür. Kendinden emin ve kuvvetli olmasına rağmen yürüyüşü yumuşaktır.
Yükselen Başak
İncelik, düzgünlük, temizlik ve zarafet Başak tipini iyi tarif eder. Vücudun kısımlarını tek tek incelememek gerekir; çünkü güzel olmayan yerler bulunsa da genel görünüş çok hoştur. Manken tipidir; beden zarafetini hiçbir zaman kaybetmez, sanki kıyafet taşımak için yaratılmıştır. İnce bel önemli bir özelliktir. Genellikle çok belirgin özellikleri olmayan, vasat ama hoş tiplerdir. Ten rengi koyu, cilt düzgün ve pürüzsüzdür, makyaja uygundur. Yüz hatları düzgündür; gözlerde hafif alaycı bir bakış vardır. Bazı etkilerle eller çok güzel olur. Diş yapısı tipiktir: Ön iki diş uzun ya da aralıklıdır. Sert tesirler aldığında çok iri bir burun, ağız, çıkık diz ve topuk kemiği gibi abartılı kısımlar görülür.
Yükselen Terazi
Erkekte yakışıklılık, kadında güzellik verir; özellikle yüz çok güzel olur. Ten yumuşak ve hoştur. Boy ne uzun ne kısa, ikisinin arasıdır. Kemikler düzgün ama belirgin değildir; hafif etli bir yapısı vardır ve kilo almaya yatkındır. Yüz ovale yakındır, hatlar narin ve düzgündür; yanakta dikkat çeken bir ben bulunabilir. Eller kemikli değildir; hafif etlidir, parmak dipleri aralıksızdır ve uca doğru hafifçe incelir. Giyimine düşkündür, kıyafetlerinde renk uyumuna çok dikkat eder. Erkekler için fular, kadınlar için eşarp, gerçek şıklığın temeli sayılır.
Yükselen Akrep
Genellikle orta ya da kısa boyludur. Kalın ve pek biçimli olmayan bir kemik yapısı, kısa ve çoğunlukla hafif eğri bacaklar vardır. Göğüs ve kalçalar belirgin, boyun kalındır; bedensel görünüm çok güçlüdür. En tipik Akrep özelliği ise ucu kesilmiş bir "V" gibi görünen kemikli çene ile başa yapışık uzun kulaklardır. Gözler güzel, bakışlar etkileyicidir; fakat yüzde ciddi ve inceleyen bir ifade vardır. Yüz hatları keskindir. El ve ayaklar, diğer su burçlarındaki gibi yumuşak değil, kabadır. Belki klasik anlamda güzel değildir, ama güçlü bir çekiciliği vardır.
Yükselen Yay
Uzunca boy, ince ve düzgün bir yapı ve geniş omuzlarla sportif ve asil bir hava taşır. Kalça kısmı belirgindir; kadınlarda kilo daha çok kalçaya, orta yaşı geçmiş erkeklerde ise göbeğe yerleşir. En tipik özelliği geniş ve açık bir alındır; erkeklerde alnın iki yanındaki saç açıklığı daha derindir, kadınlarda bu açıklık o kadar belirgin değildir. Yüz ovaldir, ne kemikli ne de etlidir; "V" ile "U" harfi arasında bir görünümdedir. Hatlar hoş, burun kalemle çizilmiş gibi güzeldir. Dudaklar ince ve etsizdir, hafif alaycı bir ifade verir. Güneş gördükçe yüzde çiller ve benler belirebilir; bazen ön iki diş biraz uzun olur. El ayası parmaklardan uzundur; parmaklar düzgün, az etli ama kemiksiz, uçları hafif yuvarlaktır. Kollar bedene oranla uzundur.
Yükselen Oğlak
Orta, bazen de kısaca bir boy; ince ve kemikli bir yapı vardır. Sırt hafifçe öne eğik durur, göğüs dardır. Bacaklar kemikli, dizler hafif çıkıktır; iki yana hafifçe sallanarak yürürler. El ayası ile parmak uzunluğu eşittir, yani kare bir el yapısı vardır. Parmak uçlarının kesilmiş gibi küt olması tipiktir; parmaklar sert etli ve kalındır. Uzun yüz ve çıkık elmacık kemikleri Oğlak yüzünü iyi tanımlar, ancak yüzün genel görünümü "U" harfini andırır. Yanaklar etlice, çene uzundur. Gözler badem biçimli, bakışlar etkileyici ama durgundur. Alın geniş, açık ve hafif çıkıktır. Erkekte sakal ve bıyık seyrektir. Bu yüz güzel olmasa bile fotojeniktir; iyi tesirler varsa esmer güzelleri çıkar. Oğlak yüzü soğuk bir güzellik verir; sanki bu yüze gülmek yasaklanmıştır.
Yükselen Kova
Genellikle orta, hatta kısa boylu, toparlak ama sevimli bir bedeni vardır. Kadında yüz ve cilt çok güzeldir; ten âdeta kadife gibidir. Erkek Kova yüzü ise afacan, yaramaz bir çocuk ifadesi taşır. Burun kalkık olabilir, dişler düzgündür. Tıknaz, etli ve yuvarlak hatlı bu beden güzel olmasa da hoş ve cana yakın bir hava yaratır. Bazen kadınlarda belden yukarısı ve aşağısı yuvarlak bir görünüm alır. El ve ayak bilekleri boğumlu olabilir; bu tipte bacaklarda varis görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Eller küçük ve az etli, parmaklar daha uzun ve uçları sivricedir; parmak dipleri daha topludur. Kısacası "ben farklıyım" diyen bir yapı sergiler.
Yükselen Balık
Kısa boylu, çabuk kilo alan, etli ve yumuşak bir yapısı vardır. Kol ve bacakların kısalığı tipik özelliktir. Omuzlar dar, buna karşılık ayaklar büyükçe ve pek düzgün değildir. Eller tombul ve küçük, parmaklar kısa ve boğumludur. Ten soluk beyazdır, yürüyüşü yuvarlanır gibidir. İri ya da hafif oval, etli bir yüzde yuvarlak burun, dolgun dudaklar ve iri kulaklar vardır; ama kulaklar Akrep'teki kadar başa yapışık değildir. Hülyalı, uykulu bakan gözleri güzeldir ve uzun kirpikler onları süsler. Genellikle klasik anlamda güzel değil ama sevimlidir; kadınlarda daha cazip bir hava verir. Yaş ilerledikçe kilo artar.
Burçlar ve İnsan İlişkileri
Bu ilme göre iç burç kişinin istidadını, dış burç ise kabiliyetini gösterir.
Burç ilmi, insanların birbirine duyduğu sempati ve antipatinin altında burçlarının uyuşup uyuşmamasının yattığını söyler. Halk arasındaki "yıldızları barışmadı" ya da "yıldızları uyuştu" sözleri de bu çekim ve itişe işaret eder.
Bu husus, Müslim'deki bir hadîs-i şerîfte Ebû Hüreyre (r.a.) tarafından şöyle nakledilir; Resûlullah (s.a.v.) buyurdu:
"Ruhlar, (âhirette sınıf sınıf) toplanmış cemaatlerdir. Bundan ötürü, içlerinden birbirleri ile tanışanlar, sevişip anlamışlardır. Birbirleriyle birleşmeyenler ise ihtilâfa düşmüşler, anlaşamamışlardır."
Böylece insanlardan kimlerin birbirini sevip kimlerin birbirine yaklaşamadığı anlaşılır. Burç ilmine göre iki insan arasındaki uyum şöyle değerlendirilir:
- İç burçları da dış burçları da aynı gruptan olanlar birbirine sempati duyar.
- İç burçları aynı gruptan olup dış burçları biri ateş öteki hava, ya da biri su öteki toprak olanlar birbirini çeker.
- İç burçlarından biri ateş, diğeri su ya da toprak olanlar düşüncede kolay kolay bir araya gelemez; dış burçları da ateşe karşı su ise âdeta birbirini iter.
- İç burçları birbirine yakın, dış burçları ise ters olanların arkadaşlığı zordur; örneğin iç burçları hava ile su, dış burçları ateş ile su olanlar ya da iç burçları hava ile ateş, dış burçları ateş ile toprak olanlar.
Çapraz Bakışlar
Bir de çapraz bakış meselesi vardır. Siz düşünce yapınızla, yani iç burcunuzla, karşınızdakinin davranışlarına, yani dış burcuna bakarsınız ve onu beğenirsiniz; ama düşüncede anlaşamazsınız. Sebebi, sizin iç ve dış burçlarınızın çapraz olmasıdır. Örneğin sizin iç burcunuz hava, dış burcunuz su; onun dış burcu ateş, iç burcu toprak olsun. Hava grubundan olan düşünce yapınızla onun ateşli dış hâlini seversiniz, fakat konuşup anlaşmaya gelince iki düşünce yapısı bağdaşmaz. Hayata ve olaylara hep ayrı pencerelerden bakarsınız.
Demek ki iki insanın birlikteliği, ister iş ister arkadaşlık ister evlilik olsun, bu ilme göre burçlarının birbirine uymasına, en azından birbirini itmemesine bağlıdır. İç ya da dış burçları birbirini çekmeyen insanların bir arada huzurla bulunması zordur. "Dünyada kim kimle beraberse ölüm ötesinde de onu arar ve onunla beraber olmak ister" sırrının bir yönü de bu esasa dayanır.
Sevdiğiniz, arayıp sorduğunuz birinin burcuna baktığınızda aranızda bir benzerlik bulmanız muhtemeldir; bu benzerlik daha çok dış burçların yakın karakterli olmasından kaynaklanır.
Burç ilmi ve doğum haritası hakkında sormak istediklerinizi WhatsApp üzerinden 0547 953 63 63 numarasına yazabilirsiniz.
Bu sayfadaki bilgiler klasik kaynaklardan aktarılmıştır; hiçbir çalışma sonuç vaadi taşımaz ve tıbbî tanı/tedavinin yerine geçmez.

Vefk Nedir
Havass İlmi Nedir
Astroloji İlmi
Vefk Duyurusu